Prof. GARDNER zekâyı yeniden tanımladı. Ona göre zekâ, değişen dünyada yaşamak ve değişimlere uyum sağlamak amacıyla her insanda kendine özgü bulunan yetenekler ve beceriler bütünüdür, yaşadığınız toplumda faydalı şeyler yapabilme kapasitesidir. Her insan sahip olduğu zekâlarla birlikte farklı bir öğrenme, problem çözme ve iletişim kurma yöntemine sahiptir. Zekâ, yaşam boyu karşılaşılan farklı durumlarda problemleri çözme ve yeni ürünler ortaya çıkarma kapasitesidir.

Prof. GARDNER yıllar boyu hâkimiyetini sürdüren, insanların tek bir zekâya sahip oldukları IQ denilen zekâ anlayışını kırdı. Ona göre insanların sahip oldukları çoklu zekâların her biri yaşamak, öğrenmek ve insan olmak için kullanılan etkili birer araçtırlar.

ZEKÂYA İLİŞKİN ESKİ ANLAYIŞ:

  1. Zekâ doğuştan kazanılır, sabittir ve bu nedenle de asla değiştirilemez.
  2. Zekâ, niceliksel olarak ölçülebilir ve tek bir sayıya indirgenebilir.
  3. Zekâ, tekildir.
  4. Zekâ, gerçek hayattan soyutlanarak (yani, belli zekâ testleri ile) ölçülür.
  5. Zekâ, öğrencileri belli seviyelere göre sınıflandırmak ve onların gelecekteki başarılarını tahmin etmek için kullanılır.

ZEKÂYA İLİŞKİN YENİ ANLAYIŞ:

  1. Bir bireyin kalıtımla birlikte getirdiği zekâ kapasitesi iyileştirilebilir, geliştirilebilir, değiştirilebilir.
  2. Zekâ, herhangi bir performansta, üründe veya problem çözme sürecinde sergilendiğinden sayısal olarak hesaplanamaz.
  3. Zekâ, çoğuldur ve çeşitli yollarla sergilenebilir.
  4. Zekâ, gerçek hayat durumlarından veya koşullarından soyutlanamaz.
  5. Zekâ, öğrencilerin sahip oldukları gizil güçlerini veya doğal potansiyellerini anlamak ve onların başarmak için uygulayabilecekleri farklı yolları keşfetmek için kullanılır.

 

ÇOKLU ZEKÂLAR

 

SÖZEL-DİLSEL ZEKÂ (Okuma, Yazma ve Konuşma Zekâsı) :

Kelimelerle düşünme ve ifade etme, dildeki karmaşık anlamları değerlendirme, kelimelerdeki anlamları ve düzeni kavrayabilme, şiir okuma, mizah, hikaye anlatma, gramer bilgisi, mecazi anlatım, benzetme, soyut ve simgesel düşünme, kavram oluşturma ve yazma gibi karmaşık olayları içeren dili üretme ve etkili kullanma becerisidir.

Bu zekâsı yüksek olan kişiler;

  • Her hikâyeyi, masalı, fıkrayı anlatır. İyi bir hafızası vardır.
  • Kelime oyunlarını sever. İyi bir kelime hazinesi vardır.
  • Sözel olarak iyi iletişim kurar.
  • Öğrenmede daha çok kitaplar, teypler, yazma materyalleri, görüşme ve tartışmalar, konuşma ve dinleme materyallerine ihtiyaç duyar.
  • Farklı kelimeleri, sesleri, ritimleri dinler ve tepkide bulunur. Diğer insanların seslerini, dil üslubunu, okumasını ve yazmasını taklit edebilir.
  • Cümleleri dinler, yorumlar, farklı bir tarzda ifade eder ve söylediklerini hatırlar. Okuduklarını anlar, özetler ve kolaylıkla hatırlar.
  • Farklı zamanlarda, farklı amaçlar için, farklı gruplara etkili bir biçimde hitap edebilir. Dinleyicileri, konuşmaları ile etkiler.
  • Okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil sanatlarında farklı yapılar oluşturabilir.
  • Farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptir.
  • Hikâye, şiir yazma gibi etkinliklerden zevk alır. Yeni dil formları oluşturur.
  • Etkili dinleme becerilerine sahiptir.

Öğrenme yolu: Kelimelerle oynayarak, yazarak, okuyarak, konuşarak, mizahı kullanarak, ikna ederek öğrenme.

Çalışma alanları: Edebiyat, Yazarlık, Şairlik, Arşivcilik, Hatiplik, Dil Bilimi, Hukuk, Siyaset gibi alanlarda başarıyla çalışırlar.

 

MANTIKSAL-MATEMATİKSEL ZEK  (Sayı, Anlama ve Mantık Zekâsı) :

Sayılarla düşünme, hesaplama, sonuç çıkarma, mantıksal ilişkiler kurma, hipotezler üretme, problem çözme, eleştirel düşünme, sayılar, geometrik şekiller gibi soyut sembollerle tanışma, bilginin parçaları arasındaki ilişkiler kurma becerisidir.

Bu zekâsı yüksek olan kişiler;

  • Nesnelerin nasıl çalıştığına dair sorular sorar.
  • Hızlı bir şekilde zihinsel matematik yapar. Matematik aktivitelerini, strateji oyunlarını, mantık bulmacalarını sever.
  • Yüksek düşünme tekniklerini kullanır. Zekâ oyunlarında başarılıdır.
  • Deney yapma, sınama, sorgulama ve araştırmalardan zevk alır. Öğrenmede daha çok keşifler, düşünme, tümevarım ve problem çözmeden yararlanır.
  • Neden-sonuç ilişkilerini çok iyi kurar.
  • Somut cisimleri soyut sembolik ifadelere dönüştürebilir.
  • Mantıksal problem çözümlerinde başarılıdır.
  • Hipotezler kurar ve sınar. Miktar tahminlerinde bulunur.
  • Grafikler ya da şekiller halinde verilen (görsel) bilgileri yorumlar.
  • Bilgisayar programları hazırlar. Grafik, şema, şekillerle çalışmaktan hoşlanır.

Öğrenme yolu: Akıl yürüterek, soyut modelleri tasarlayarak, sayılarla düşünerek, ilişkileri ve bağlantıları kurgulatarak öğrenme.

Çalışma alanları: Muhasebeci-satın alma, matematik ve mühendislik bilimleri, Bilim adamı, İstatistik, bilgisayar, ekonomi ve fen bilimleri alanlarında başarıyla çalışabilirler.

 

GÖRSEL VE MEKÂNSAL ZEK  (Resim, Renk ve Şekil Zekâsı) :

Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, üç boyutlu nesneleri algılama ve muhakeme etme becerisidir.

Bu zekâsı yüksek olan kişiler;

  • Resimler ve şekillerle düşünür. Hayalinde gördüğü resimleri anlatabilir.
  • Harita, tablo ve diyagramları anlayabilir.
  • Çok hayal kurar. Sanat ve Proje aktivitelerini, görsel sunuşları sever.
  • Okurken kelimelerden çok resimlerden anlar. Tasarım, çizim ve görsellikten zevk alır.
  • Öğrenmede daha çok sanat, video, filmler, bulmacalar ve haritalardan yararlanır.
  • Kolaylıkla yön bulma becerisine sahiptir.
  • Dinlediklerinden zihinsel objeler hayaller, resimler üretir. Öğrendiği bilgileri hatırlamada bu zihinsel resimleri kullanır.
  • Üç boyutlu ürünler hazırlamaktan hoşlanır. Origami ve maketler hazırlar.
  • Bir objenin farklı açılardan perspektifini anlayabilir, onu zihninde canlandırabilir. Öğrendiği bilgileri somut ve görsel sunuşlara dönüştürür.

Öğrenme yolu: İmgeleri düzenleyerek, zihinsel resimler oluşturarak, çizerek, desen oluşturarak, hayal ederek öğrenme.

Çalışma alanları: Ressam, Artist, Fotoğrafçı, Mühendis, Kameraman, Mimar, Heykeltıraş, Tasarımcı, Dekoratörlük, İzci, Rehber gibi meslek alanlarında başarıyla çalışabilirler.

 

BEDENSEL-KİNESTETİK ZEK  (Beden, Hareket ve Denge Zekâsı) :

Hareketlerle, jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve vücut koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir.

Bu zekâsı yüksek olan kişiler;

  • Bir veya birden çok sporla uğraşır. Uzun süre hareketsiz oturamaz.
  • Nesneleri parçalayıp bütünlemeyi sever. Yeni tanımadığı nesnelere dokunur.
  • Hareket ederek öğrenir. Dinleme, konuşma, dans, koşma, dokunma ve hareket etmeyi sever.
  • Öğrenmede role-play, drama, tiyatro ve hareket etmeye ihtiyaç duyar.
  • Sağlıklı yaşam konusunda vücutlarına özen gösterirler.
  • Fiziksel işlerde, görevlerde denge, zarafet, maharet ve dakiklik gösterirler.
  • Çevresini, nesneleri, eşyaları dokunarak ve hareket ederek inceler.
  • Öğrendiklerine dokunmayı, ellemeyi ya da onları kullanmayı tercih ederler.
  • Fiziksel maharet isteyen alanlarda (dans, spor…) yenilikler keşfeder ve farklılıklar ortaya çıkarırlar.
  • Rol yapma, atletizm, dans, dikiş-nakış gibi alanlarda yetenekleri vardır.
  • Aktif katılımla daha iyi öğrenirler. Söylenenden daha çok yapılanı hatırlarlar.
  • Gezi-inceleme-model/maket yapma gibi fiziksel aktivitelere katılımdan zevk alırlar. Organizasyon yapma özellikleri gelişmiştir. Bulundukları çevreye ve onu kapsayan sistemlere karşı duyarlıdırlar ve sorumlu davranırlar.

Öğrenme yolu: Zihinle bedeni birleştirerek, mimiklerle, vücudu geliştirerek, dokunarak, dans ederek, üç boyutlu tasarımlar oluşturarak öğrenme.

Çalışma alanları: Spor, Dans, Heykeltıraş, Teknik direktör, Koreografi, Oyunculuk, Cerrahlık, Pandomimcilik, Sanatçılık gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler.

 

MÜZİKSEL – RİTMİK ZEK  (Ses, Melodi ve Ritim Zekâsı) :

Sesler, notalar, ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme becerisidir. Ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlılık kapasitelerini içerir.

Bu zekâsı yüksek olan kişiler;

  • Notasını görmediği müziği tanır. Melodileri tanır. Enstrüman çalar, koroda söyler.
  • Çalışırken tempo, ritim tutar. Seslere karşı duyarlıdır.
  • Şarkıları kolaylıkla öğrenir. Şarkı söyleme, mırıldanma ve dinlemeyi sever.
  • Öğrenmede müzik, teyp, kasetler ve ritimlere ihtiyaç duyar.
  • İnsan sesi çevreden gelen sesler gibi çok farklı seslere karşı duyarlıdır, dinler ve tepkide bulunur.
  • Müziği yaşamında kullanmak için fırsatlar oluşturur.
  • Seslerle nota ve ritimlere karşı özel bir ilgiye sahiptir.
  • Müziği hareketlerle birleştirerek farklı figürler ortaya çıkarabilir. Orijinal müzik kompozisyonları oluşturabilir.

Öğrenme yolu: Melodi ve ritim yaratarak, empati kurarak, seslere duyarlı olarak, enstrüman kullanarak, müziğin yapısını kavrayarak öğrenme.

Çalışma alanları: Şarkıcı, Besteci, Müzisyen, Orkestra şefi, Müzik Eleştirmeni gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler.

 

KİŞİLERARASI – SOSYAL ZEK  (İnsan, İlişki ve Uyum Zekâsı) :

Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim kurma, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlama, paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve insanları ikna edebilme becerisidir.

Bu zekâsı yüksek olan kişiler;

  • Arkadaşları ile birlikte olmaktan hoşlanır. Doğal lider olarak davranır.
  • İkna becerisine sahiptir. Kulüp dernek ve komitelerde zevkle çalışır.
  • Çok arkadaşı vardır. Dinlemeyi ve konuşmayı sever.
  • Yönetme ve organize etmeden zevk alır.
  • Öğrenmede arkadaşlar, grup oyunları ve sunuş yapmaya ihtiyaç duyar. Yaşıtları ile ya da farklı yaş grupları ile olmaktan zevk alırlar.
  • Diğer insanların duygularına karşı duyarlıdırlar. Diğer insanları konuşmaları ile etkilerler.
  • Grup ve takım çalışmalarından, çok özel ve mükemmel ürünler ortaya çıkararak; gruplar halinde çalışmaktan zevk alırlar.
  • Farklı kültürler, farklı yaşam tarzları konusunda çok meraklıdırlar.
  • Çok küçük yaşlarda bile toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenebilirler.
  • Güçlü bir espri yeteneğine sahiptirler.
  • Davranışlarının sonuçlarını değerlendirebilirler.
  • İnsanların her tür davranışına karşı kabul edicidirler.
  • Sözel ve bedensel dili etkili bir biçimde kullanırlar.
  • Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilirler.
  • İnsanları organize etme yetenekleri vardır. Liderlik vasıflarını taşırlar.

Öğrenme yolu: Sinerji oluşturarak, empati kurarak, işbirliği yaparak, kaynaşarak, iletişim kurarak öğrenme.

Çalışma alanları: Öğretmenlik, Yönetim, İşletme, Danışmanlık, Psikologluk, Rehberlik uzmanı ve Politika gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler.

 

KİŞİSEL-İÇSEL ZEK  (Ben, Karakter ve Kişilik Zekâsı) :

İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme sürecini tanıma, kendini değerlendirebilme ve kendisiyle ilgili hedefler oluşturabilme becerisidir.

Bu zekâsı yüksek olan kişiler;

  • Özgürlüğüne düşkündür. Bireysel çalışmalardan zevk alır.
  • Kendisi hakkında düşünmeyi sever. Kendi ilgi ve becerilerinin farkındadır.
  • Başarı ve başarısızlıklardan zevk alır. Kendini sever ve kendisiyle gurur duyar.
  • Yalnız kalmaktan hoşlanır. Kendi iç dünyasını düşünür.
  • Hedefler oluşturma ve hayallerden zevk alır.
  • Öğrenirken kişisel çalışmalar, kendini değerlendirme ve kişisel farkındalığa ihtiyaç duyar.
  • Yaşadıkları her olay veya deneyim üzerinde çok fazla düşünürler.
  • Kendi içlerinde bir değer ve anlayış sistemi oluştururlar.
  • Her şeyde kendilerinden bir şey ararlar.
  • Yaşam felsefelerini oluşturmaya yönelik bir arayış içindedirler. Yaşamlarında motivasyon kaynakları, hedefleridir.

Öğrenme yolu: Yoğunlaşarak, duygu ve düşüncelerinin farkına vararak, ruhsal gerçekliklerin farkına vararak, düşünmeyi düşünerek, benliğini geliştirerek, özgün bireysel etkinlikler yaparak öğrenme.

Çalışma alanları: Yazar, Psikoterapist, Sosyal hizmet uzmanı, Dini lider, sanatçı, İş adamı, Ressam, heykeltıraş vb. alanlarda başarıyla çalışabilirler.

 

DOĞACI – VAROLUŞÇU ZEK  (Doğa, Çevre ve Canlı Zekâsı) :

Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir.

Bu zekâsı yüksek olan kişiler;

  • Araştırmalar yapmayı sever.
  • Doğadaki canlıları incelemekten hoşlanır.
  • İnsanın varoluşunun nedenlerini ve kendi varoluşunu düşünür.
  • Doğadaki hemen her canlının yaşamına ilgi duyarlar.
  • Farklı canlı türlerinin isimlerine karşı dikkatlidirler, çiçek türleri hayvan türleri onlar için çok çekicidir.
  • Seyahat etmeyi, belgeseller izlemeyi severken, doğa ve gezi dergilerini incelemekten hoşlanırlar.
  • Kendilerine özgü out-door etkinlikler düzenlerler doğayla her şeyi paylaşırlar.
  • Doğadaki bitki türlerine karşı duyarlıdırlar.
  • Doğanın insanlar üzerindeki ya da insanın doğa üzerindeki etkisi ile ilgilenirler.

Öğrenme yolu: Doğayı ve doğada olup bitenleri gözlemleyebilme yeteneği kazanarak, kendisinin de bu dünyanın bir parçası olduğunun farkına vararak öğrenme.

Çalışma alanları: Zooloji, Botanik, Organik Kimya, Biyoloji, Jeoloji, Meteoroloji, Arkeoloji, Çiçekçilik, Tıp, Fotoğrafçılık, Dağcılık, İzcilik vb. alanlarda başarıyla çalışabilirler.

 

ÇOKLU ZEKÂ TEORİSİNİN İLKELERİ

  1. İnsanlar çok farklı zekâ türlerine sahiptir.
  2. Her insan aktif olarak kullandığı zekâları ile özel bir karışıma sahiptir. Her insanın kendine özgü bir zekâ profili vardır.
  3. Zekâların her biri insanda farklı bir gelişim sürecine sahiptir.
  4. Bütün zekâlar dinamiktir.
  5. İnsandaki zekâlar tanımlanabilir ve geliştirilebilir.
  6. Her insan kendi zekâsını geliştirmek ve tanımak fırsatına sahiptir.
  7. Her bir zekânın gelişimi kendi içinde değerlendirilmelidir.
  8. Her bir zekâ hafıza, dikkat, algı ve problem çözme açısından faklı bir sisteme sahiptir.
  9. Bir zekânın kullanımı esnasında diğer zekâlardan da faydalanılabilir.
  10. Kişisel altyapı, kültür, kalıtım, inançlar zekâların gelişimi üzerinde etkiye sahiptir.
  11. Bütün zekâlar, insanın kendini gerçekleştirmesi yolunda farklı ve özel kaynaklardır.
  12. İnsan gelişimini değerlendiren tüm bilimsel teoriler çoklu zekâ teorisini desteklemektedir.
  13. Şu anda bilinen zekâ türlerinden daha farklı zekâlar da olabilir.

Yaşamda hiçbir aktivite yoktur ki tek bir zekâ bölümü içersin. Yaptığımız çok basit işlerde bile farklı zekâ bölümlerini kullanırız.

Bir futbolcu hem Görsel – Mekânsal, hem de Kinestetik – Bedensel Zekâsını etkili bir biçimde kullanabilir. Bu zekâlara ek olarak Sosyal Zekâyı da güçlü olarak kullandığında başarılı bir teknik direktör olabilir. Bu duruma en iyi örnek olarak da Fatih Terim gösterilebilir.

Başarılı bir saz üstadının iyi bir vücut – el kombinasyonuna ihtiyacı vardır. Doğal olarak, Kinestetik ve Müziksel Zekâyı aynı anda kullanabilir. Eğer bu sanatçı dinleyicilerle arasında güçlü sözel bir bağ kurabiliyorsa, müzik yorumcusu olarak verdiği konserlerde de adını duyurabilir.

Neşet Ertaş, Müziksel ve Bedensel Zekâyı etkin bir biçimde kullanan bir müzisyendir. Daha çok kalabalık, abartılı ortamlarda bulunmak yerine genellikle daha mütevazı bir yaşam sürdürmeyi tercih etmektedir. Bu durum, onun sosyal zekâdan çok kişisel zekâyı daha etkin olarak kullandığını gösterir.

Bir başka örnek de, eğer Sözel Zekâsı güçlü bir insan Bedensel ve Sosyal Zekâsını da etkili bir biçimde kullandığında başarılı bir stand-up’ çı olabilir. Bu duruma örnek olarak Yılmaz Erdoğan verilebilir. Diğer yandan Sözel Zekâsını ve Kişisel Zekâsını etkili bir şekilde kullanan bir başka insan da başarılı bir yazar olabilir.

“Yaşam matematiksel ve sözel etkinliklerle sınırlandırılmayacak kadar renkli ve zengindir. Unutulmaması gereken çok önemli bir nokta vardır. O da insanların kesinlikle bir zekâ bölümü ile etkilenmemesi gerçeğidir. Çünkü Çoklu Zekâ Teorisi’nin en önemli ilkelerinden biri; zekâların sürekli bir gelişim dinamizmine sahip olduklarıdır.”

Hiçbir insan “Benim Sözel Zekâm daha yüksek, diğerleri değil” gibi ifadelerle kendine sınırlar koymamalıdır. Tüm zekâların yaşam boyu gelişme fırsatı vardır. İnsanlar, güçlü olan zekâ bölümlerini daha yoğun kullanırlar, fakat diğer zekâlarının gelişimi için de çaba harcadıklarında yaşamlarına renk katabilirler.