Anne-Baba Tutumlarının Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Kategori: Anne Baba Okulu | 0
Bu Yazıyı Paylaşın:

Anne ve babalar çocukları için en doğru olanı yapmak ve çocuklarının gelişime katkıda bulunmak isterler. Ancak, anne ve babanın doğruları ve çocukları için yaptıkları, çocuklar için her zaman doğru ve iyi olmayabilir. Her anne ve babanın doğruları birbirinden farklı olduğundan, çocuklara karşı tutum ve davranışları da farklıdır. Çocuğunun kişiliğinin temel taşlarının oluştuğu okul öncesi dönemde ailenin çocuğa karşı tutum ve davranışları çok büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, anne ve babanın sadece çocuğa karşı değil, birbirine karşı davranışları da çocuğun dış dünya ile kuracağı ilişki için bir model oluşturmaktadır. Anne-babanın tutumu gelişmekte olan çocuğa model olur ve çocuk gördüğü bu modeli taklit ederek ve bu davranışları özümseyerek kişiliğini yavaş yavaş oluşturmaya başlar. Bu sebeple; ebeveynlerin çocuklarından bekledikleri davranış modeline uygun davranmaları gerekmektedir.

Anne-baba tutumlarına bakıldığında, ebeveynlerin çocuklara karşı tutumlarını ailelerinden aldıkları görülür. Ebeveynlerin çocuklarına karşı tutumları, kendi ailelerinin onlara olan tutumlarıyla örtüşebilir, ya da tamamen zıt olabilir. Çocukluk yıllarında engellenmiş bireyler, anne-baba olduklarında kendi ebeveynlerinden gördükleri yöntemlerle çocuklarını eğitmeye çalışabilirler. Bunun tersi olarak; anne ve babanın aşırı baskı altında yetişmiş olması, kendi çocuklarına gevşek ve yumuşak bir tutum sergilemesine de sebep olabilir. Her iki tutum da çocuğun ihtiyacı olan modelden yoksun kalmasına ve bunun sonucunda olumsuz bazı davranışlar geliştirmesine yol açar.

Anne-babanın çocuklarına karşı tutumlarının sağlıklı olabilmesi, anne-babanın kendiyle barışık, dengeli huzurlu ve birbirlerine karşı sevgi ve saygılı olmalarına bağlıdır.

Farklı anne-baba tutumlarını 6 başlıkta toplayabiliriz:

  • Baskılı ve Otoriter Tutum

Geleneksel aile yapımızda sıklıkla bu tutuma rastlanmaktadır. Bu tutumda; anne-baba çocuğa katı bir disiplin uygular. Çocuk her kurala uymak zorundadır. Ebeveynlerinin baskısı altında olan çocuk sessiz, uslu, dikkatli olmasına karşın, çekingen, silik, başkalarının etkisinde kolayca kalabilen ve aşırı hassas bir yapıya sahip olabilmektedir. Bu tutum çocuğun özgüveninin büyük ölçüde ortadan kalkmasına sebep olur. Çocuğun kişiliği hiçe sayılmakta ve istekleri önemsenmemektedir. Yine bu çocuklar asi ve isyankâr davranışlarda da bulunabilirler. Baskılı ve aşırı otoriter ortamlarda yetişen çocuklar içlerinden geldiği gibi davranamazlar.

Baskıyla denetleme, sevgi esirgeyerek denetleme bu tutumun farklı boyutları olarak ele alınabilir.

  • Gevşek Tutum (Çocuk Merkezci Aile)

Bu tutumda çocuk ailede inisiyatif sahibi olan tek kişidir. Çocuk aileyi yönetir, her istediği yapılır, istemediği şeyler ise yapılmaz. Genellikle geç yaşta çocuk sahibi olan, ya da tek çocuk sahibi olan ailelerde bu tutuma sıklıkla rastlanır. Ailelerden “Bir tanecik çocuğum var, onun istediğini yapmayacağım da ne yapacağım, biz onun için yaşıyoruz, ya da hayır dedi mi hayırdır.” gibi sözcükleri sıklıkla duyabiliriz. Çocuk merkezci ailelerde, çocuğun aşırı hareket ve davranış serbestliği vardır. Kendine veya başkalarına zarar verecek davranışlar bile denetim altında tutulmamaktadır. Böyle bir durumda çocuk neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini bilmemektedir. Çünkü aile tarafından bu sınırlar çizilmemiştir. Ebeveynlerle çocuk arasında sağlıklı bir ilişkinin olmaması ve çocuğa abartılmış bir sevgi gösteriliyor olması çocuğun doyumsuz bir birey olmasına yol açar. Bu çocuğun sosyalleşmesini olumsuz yönde etkiler. Böyle bir ortamda yetişen birey her isteğinin yerine getirileceğini zanneder ancak sosyal bir ortamda kurallarla karşılaşınca hayal kırıklığına uğrar ve isteklerini yerine getirtmek için baskı uygulaması da onun sevilmeyen bir insan olmasına ve toplumdan dışlanmasına yol açar.

  • Koruyucu Tutum

Aşırı koruyucu anne-baba tutumunda çocuğa gereğinden fazla kontrol ve özen gösterilmektedir. Aşırı koruyucu tutum, daha çok anne-çocuk ilişkisinde ortaya çıkmaktadır. Anne çocuğu sürekli korumakta ve ihtiyaçlarını sürekli olarak gidermektedir. Çocuğun kendi başına yapabileceği şeyler bile anne tarafından karşılanır. Böyle bir tutumda çocuğun kendi kendine bir şeyler yapabilmesine olanak tanınmamaktadır. Bunun sonucu olarak; çocuk güvensiz ve başkalarına aşırı bağımlı bir kişi olabilir.

Aşırı korunarak büyütülen çocuklar sosyal hayata yeterince hazırlanamazlar. Atılım ve başarma gücünden yoksundurlar. Aileden uzak olma onlar için çok zor bir durumdur. Çocuk ailesine olan bağımlılığını dış çevreye de genelleyebilir. Onu koruyup kollayacak birini bulunca bırakmaz ve ona bağımlı hale gelir. Yaşamı boyunca bu bağımlılık kişide devam eder.

  • Dengesiz ve Kararsız Tutum

Anne-babanın dengesiz ve kararsız olması, çocuğu olumsuz yönde etkilemektedir. Bu dengesizlik anne-baba arasındaki görüş ayrılıklarından kaynaklanabileceği gibi, anne ya da babanın gösterdikleri değişken davranış biçimlerinden de kaynaklanabilmektedir.

Çocuk, yaptığı bir davranışın kimi zaman hoş görülürken, kimi zaman aynı davranış yüzünden ceza alıyor olmasını anlayamaz. Bu yüzden çocuğa cezayı hangi davranışından dolayı aldığı açıklanmalıdır. Böylece çocuk hangi davranışının yanlış davranış, hangi davranışın doğru davranış kategorisine girdiğini daha rahat fark edecek ve aynı davranışı tekrarlamamaya çalışacaktır.

  • İlgisiz ve Kayıtsız Tutum

İlgisiz ve kayıtsız tutumda çocuğa düşen sevgi ve ilgi payı azdır. Bu tutumla büyüyen çocukların pasif ve donuk oldukları görülür. Disiplinsizlik söz konusudur, ancak disiplinsizliğin nedeni sorumsuzluk ve ilgisizliktir. Bu tutumda anne-baba çocuğa model olamaz.

Böyle bir ortamda yaşayan çocuk anne-babasının dikkatini çekmek için alışılmadık davranışlar sergiler. Aile çocuğa model olmadığı için kendine başka modeller seçer. Bu tür tutuma sahip olan anne-babanın yanında yaşayan çocuk zararlı alışkanlıklar edinmeye meyillidir.

Anne-babanın ilgisizliğiyle çocuğun yakın çevresindeki insanlara ve eşyalara verdiği zarar ve suçluluk davranışı arasında yakın bir ilişki bulunmuştur. Yapılan araştırmalara göre, ilgisiz ve kayıtsız anne-baba tutumu çocuğun saldırganlık eğilimini yükseltmektedir.

  • Demokratik Tutum

Demokratik tutum çoğu zaman ailelerce yanlış anlaşılmakta ve demokratik tutumla gevşek tutum karıştırılmaktır. Demokratik tutumda, çocuk tüm yönleriyle kabul edilir. Çocuğa yol gösterilir ama alacağı kararlar konusunda serbest bırakılır. Aile içinde kurallar, sınırlar herkes için ve hep birlikte belirlenir ve bu sınırlar içinde çocuk özgürdür. Kuralların mantıklı açıklaması yapılır. Aileyi ilgilendiren kararlar beraber alınır. Her konuda çocuğun düşünce ve fikirleri dinlenir. Demokratik ve güven verici bir ortamda yetişen çocuk, kendisine ve çevresine saygılı, sorumluluk sahibi, sınırlarını bilen, aktif, katılımcı, hoşgörülü ve mutludur. Anne-babanın tutarlı ve kararlı tutumu da çocuk da güven duygusunun gelişmesine yardımcı olur.

Bu Yazıyı Paylaşın:

Bir Cevap Yazın